Yapay zeka, hibrit iş modelleri ve e-ticaret Türkiye’deki mobil oyun sektörünü nasıl yeniden şekillendiriyor? – Adjust META Satış Direktörü Başak Zerman ile röportaj

Mobil ticaretin dünya çapında hız kazanmasıyla birlikte Türkiye, mobil oyun ve dijital tüketimin geleceğini şekillendiren en dinamik pazarlardan biri haline geliyor.

Mobil cihazları öncelikli kullanan genç bir nüfusa, güçlü bir geliştirici ekosistemine ve hızla gelişen para kazanma stratejilerine sahip olan Türkiye, oyun, ticaret ve sosyal platformların nasıl birbirine yaklaştığına dair değerli içgörüler sunuyor.

Bu röportajda, Adjust META Satış Direktörü Başak Zerman, AI odaklı oyun deneyimleri, hibrit para kazanma modelleri, sosyal oyun trendleri ve Türkiye’nin neden küresel oyun ekosistemi için giderek daha önemli bir laboratuvar olarak görüldüğü konusundaki görüşlerini paylaşıyor.


Türkiye mobil ticaret pazarı 2029’a kadar on milyarlarca dolara ulaşacak; oyun ve e-ticaretin bu büyümeden alacağı pay nasıl şekillenecek?

Türkiye’de mobil ticaretin hızlı büyümesi aslında sürpriz değil, altyapı zaten hazırdı. Genç ve mobil odaklı bir nüfus, yüksek akıllı telefon penetrasyonu ve güçlü bir oyun kültürü, bu ekosistemi destekleyen temel unsurlar. Asıl dikkat çekici olan ise, oyun ve e-ticaretin artık ayrı dünyalar değil, birbirini besleyen bir döngü hâline gelmiş olması.

Oyun tarafında Türkiye, global ölçekte ciddi bir kullanıcı kitlesine sahip. 2029’a kadar göreceğimiz en önemli dönüşüm, oyunların birer pazaryerine evrilmesi olacak. In-game commerce, dijital ürün ekonomileri ve sosyal ticaret gibi uygulamalar, oyunları sadece eğlence değil aynı zamanda ekonomik aktivite alanlarına dönüştürecek. Trendyol veya Hepsiburada bir oyun şirketi olmasalar da, aynı kullanıcıların dikkatini ve harcama davranışlarını hedefleyecekler.

E-ticarette ise Türkiye’nin avantajı, özellikle lojistik ve ödeme altyapısında sağlanan olgunlaşma. Bunun üzerine yapay zekâ destekli kişiselleştirme ve mobil attribution teknolojileri eklendiğinde, pazarlama verimliliğinde ciddi bir sıçrama yaşanacak. Adjust olarak bu dönüşümün tam merkezinde yer alıyoruz ve mobil ticaretin geleceğini şekillendiren teknolojilerle, pazarlamacıların daha verimli ve etkili çalışmalarını desteklemeye odaklanıyoruz.

Mobil oyunlarda kazanan ve kaybedeni ayıran faktörler 2026’da ne olacak?

2026’da mobil oyun sektöründe kazananı belirleyen en kritik faktör veriyi davranışa çevirme hızı olacak. Artık kimin daha iyi oyunu yaptığı değil, kimin kullanıcıyı daha iyi anladığı öne çıkıyor. 

Kullanıcı davranışları hızla değişiyor. Oyuncular artık daha sabırsız, seçici ve bilinçli. Özellikle Türkiye gibi pazarlarda ekonomik baskılar, kullanıcıları “Buna para vermeye değer mi?” sorusunu çok daha erken sormaya yönlendiriyor. Bu da demek oluyor ki bir oyunun kaderi, oyuna girişteki ilk 72 saatlik deneyimle belirleniyor. 

Kazanan stüdyolar bu kritik pencereyi yapay zekâ destekli kişiselleştirmeyle optimize edenler olacak. Yapay zekâ burada yalnızca maliyet düşürme aracı olarak kalmıyor; gerçek zamanlı karar alma motoru haline geliyor. Bu sayede hangi kullanıcıya ne zaman hangi teklifi sunacağınızı biliyor ve kimin oyunu bırakacağını 48 saat önceden tahmin edebiliyorsunuz. Adjust verileri, bu yüksek kaliteli sinyallerin doğrudan LTV’ye yansıdığını ölçümlü olarak gösteriyor.

Monetizasyon modellerinde hibrit yapı artık tartışmasız standart. Ancak doğru denge kritik: abonelik + uygulama içi satın alma (IAP) + ödüllü reklamlarüçgenini iyi yönetemeyen stüdyolar kullanıcıyı yoruyor ve kaybediyor. 2026’da kazanan model, kullanıcıyı harcamaya zorlamak yerine, onu farklı kanallardan değerli hissettirenbir model olacak.

Türkiye, bu trendlerin en çarpıcı örneği. Yüksek enflasyon ve kur baskısı, gelir modellerini köklü biçimde değiştirdi: Türkiye’de oyun gelirlerinin yüzde 77’si artık reklam tabanlı, IAP değil.

Kullanıcılar harcama yapmaktan kaçınmıyor ama nasıl harcadıkları değişiyor. İlginç olan şu ki bu baskıya rağmen Türkiye 2024’te mobil oyun tüketici harcamalarında yüzde 28 büyüme kaydederek gelişmekte olan pazarlar arasında liderliğe oturdu. Bu rakam Meksika’nın yüzde 21’inin, Hindistan’ın yüzde 17’sinin önünde. Yani Türk kullanıcı hem fiyata duyarlı hem de son derece aktif. Bu ikisini aynı anda yönetebilen stüdyolar gerçek bir rekabet avantajı elde edecek ve 2026’nın kazananları arasında yer alacak.

 AI-first oyun deneyimleri kullanıcıları nasıl etkiliyor?

AI-first oyun deneyimlerinden kastımız, yapay zekânın artık sadece arka planda çalışan bir algoritma değil, oyunun DNA’sına işlenmiş bir zeka katmanı olması. Bu, kullanıcı deneyimini temelden değiştiriyor.

En somut etki, kişiselleştirmede görülüyor. AI algoritmaları artık her oyuncunun davranışına göre deneyimi anlık olarak şekillendiriyor. Zorluk seviyesini dinamik olarak ayarlıyor, kişiye özel görev ve ödüller sunuyor. Bu, oyuncuda “bu oyun beni anlıyor” hissi yaratıyor ve kullanıcı tutma açısından en güçlü araçlardan biri haline geliyor.

İkinci büyük etki ise kullanıcı kaybını önleme (churn) yönetimi. Yapay zekâ destekli öngörücü modelleme sayesinde (predictive modeling) yapay zeka, bir oyuncunun oyunu bırakma ihtimalini 48 saat önceden tespit edebiliyor ve ona özel içerik, indirim veya ödül sunarak proaktif bir kullanıcı ilişkisi modeli oluşturuyor.

Ancak kritik bir nüans var: yapay zeka odaklı yaklaşım doğru kullanıldığında büyüleyici olurken, yanlış kurgulandığında itici de olabiliyor. Sektörde “AI yorgunluğu” kavramı ortaya çıktı; yani aşırı sentetik içerik kullanıcıda geri tepki yaratabiliyor. Kazananlar, yapay zeka’yı  kullanıcıya hissettirmeden etkin şekilde uygulayanlar olacak.

Adjust olarak bu dönüşümü veri katmanında net şekilde gözlemliyoruz. Yapay zekâ destekli kullanıcı grubu hedefleme ve gerçek zamanlı teklif verme sayesinde stüdyolar, IDFA (Identifier for Advertisers kısıtlamalarına rağmen çok daha kaliteli kullanıcılar edinebiliyor.

2026’da yapay zeka, Excel gibi temel bir altyapı aracı hâline gelecek. Kullananlar avantaj elde ederken, hâlâ tartışanlar dezavantaj yaşayacak.

Arc Raiders yapay zekâ diyaloglarının çoğunu gerçek aktörlerle değiştiriyor.

Yeni monetizasyon stratejileri neler?

2026’da mobil oyunlarda tek bir monetizasyon modeli artık yeterli değil. Sadece reklama dayanan oyunlar uzun vadeli değer üretemiyor, sadece IAP’a dayananlar ise küçük bir ödeme yapan kitlenin insafına kalıyor. Bu nedenle hibrit model, artık bir seçenek değil, zorunlu altyapı hâline geldi.

Ama asıl başarı, hibrit modeli nasıl kurguladığınızda gizli. Her kullanıcıya kendi “ödeme yöntemi”yle ulaşmak gerekiyor: kimi para harcar, kimi zamanını verir, kimi ise dikkatini sunar. Abonelik, Uygulama içi satın alma (IAP) ve Ödüllü reklamlar (rewarded ads)üçlüsü, tam olarak bu üç kullanıcı profiline hitap ediyor. Bunu doğru dengeleyen stüdyolar, her oyuncu kategorisinde istikrarlı gelir üretebiliyor.

Ödüllü reklamlar (rewarded ads) giderek daha stratejik bir rol üstleniyor. Oyuncuların yüzde 82’si ücretli oyun yerine reklam destekli ücretsiz modeli tercih ediyor, ama aynı zamanda yüzde 46’sı reklamları en büyük hayal kırıklığı olarak görüyor. Bu paradoksu çözen stüdyolar kazanıyor. Doğru anda, doğru formatta ve kullanıcının tercihine uygun sunulan bir reklam artık rahatsızlık değil, oyun döngüsünün doğal bir parçası hâline geliyor.

Sosyal entegrasyonlar ise gelirin yeni motoru. BCG verilerine göre, 2025’te Roblox ve Fortnite creator ekonomisine 1,5 milyar dolar ödeme yaptı ve oyuncuların yüzde 40’ı bir önceki yıla göre daha fazla kullanıcı üretimi içerik tüketti. Artık sosyal mekanikler sadece retention aracı değil, doğrudan gelir kanalı olarak öne çıkıyor.

Ayrıca doğrudan tüketiciye satış yapan web mağazaları D2C (direct-to-consumer), 2026’nın sürpriz kazananları. Apple ve Google’ın yüzde 30’luk komisyonundan kaçınmak için stüdyolar doğrudan satışa yöneliyor; bazıları gelirin yüzde 25-30’unu bu kanala kaydırıyor. Türkiye gibi fiyata duyarlı pazarlarda bu özellikle kritik; daha düşük fiyat sunmak dönüşüm oranını doğrudan artırıyor. 

Adjust olarak gözlemlediğimiz, bu çoklu gelir akışlarını ölçmenin ve optimize etmenin giderek daha karmaşık hâle gelmesi. Kazanan stüdyolar, yalnızca doğru modeli seçen değil, her kanalın performansını gerçek zamanlı izleyen ve optimize eden stüdyolar olacak.

Sosyal oyun ve içerik entegrasyonları oyuncu davranışlarını nasıl değiştiriyor?

Bu sorunun cevabı aslında çok basit: oyuncular artık sadece oynamıyor, aynı zamanda izliyor, paylaşıyor ve satın alıyor ve çoğu zaman hepsini aynı anda yapıyorlar. Bu davranış dönüşümü, oyun ekonomisini kökten yeniden tanımlıyor.

Sosyal entegrasyonlar, oyuncu davranışına somut ve ölçülebilir bir etki yapıyor. Guild chat, leaderboard ve kooperatif görevler gibi sosyal mekanikler, kullanıcıların yaşam boyu değerini yüzde 40-60 artırıyor. Bu tesadüf değil, oyuncuların en temel psikolojik ihtiyaçlarından biri olan aidiyet ve statüye doğrudan hitap ediliyor. Türkiye gibi güçlü topluluk kültürüne sahip pazarlarda bu etki daha da belirgin.

Video ve sosyal ticaret cephesinde de dönüşüm çarpıcı. İçerik ile ticaretin birleşmesi, tek seferlik satın alımların çok ötesine geçen yaratıcı ekonomisi gelirleri yaratıyor. Yayıncılar oyundan çıkmadan doğrudan bağış ve sponsorluk geliri elde edebiliyor ve bu, oyun geliştiricileri için de yeni bir gelir kapısı açıyor.

TikTok bu dönüşümün en iyi örneği. ABD sosyal ticaret satışları 2025’te 87 milyar dolara, 2026’da ise ilk kez 100 milyar doları aşması bekleniyor. Bu büyüme büyük ölçüde “shoppertainment” modelinden besleniyor, yani kullanıcı eğlence için geliyor ve içerik aracılığıyla alışverişe yönlendiriliyor. TikTok kullanıcılarının yüzde 67’si, alışveriş niyeti olmadan platforma girdiğinde bile içerik tarafından satın almaya yönlendirildiğini söylüyor.

Oyun dünyası bu modeli hızla içselleştiriyor: streamer-driven in-game event’ler, creator-led lansman kampanyaları, oyun içi ürün entegrasyonları… Artık sınır, oyun ile ticaret değil, eğlence ile satın alma deneyimi arasında. Ve bu sınır her geçen gün daha da bulanıklaşıyor.

Adjust perspektifinden bakıldığında, bu dönüşüm attribution’u radikal biçimde karmaşıklaştırıyor. Bir kullanıcı TikTok’ta bir streamer izleyip, Discord’da arkadaşından duyarak, sonra organik arama ile oyuna geliyor. Bu yolculuğu doğru ölçebilen stüdyolar, hem UA bütçesini optimize ediyor hem de sosyal kanallardan gerçek ROI çıkarabiliyorlar.

Twitch Merch Store – Taipei Game Show

Türkiye pazarı global oyun ekosisteminde neden kritik bir laboratuvar konumunda?

Bu soruyu sık sık alıyorum ve cevabım hep aynı: Türkiye, küresel oyun ekosistemi için eşsiz bir stres testi ortamı. Neden mi? Çünkü burada her şey aynı anda ve aşırı biçimde yaşanıyor: genç nüfus, yüksek enflasyon, güçlü rekabet, bant genişliği kısıtları ve olağanüstü bir geliştirici ekosistemi.

Demografi bu “laboratuvar” özelliğini mükemmel açıklıyor. Türkiye nüfusunun yaklaşık yüzde 45’i 30 yaşın altında ve bu genç, mobile-first düşünen nesil, konsol oyunlarını karşılayamayacak ekonomik baskı altında olsa da akıllı telefona erişiyor. Bu yapı, Mobil oyun dünyası için doğal bir kitlesel test zemini yaratıyor.

Rakamlar da bunu destekliyor. Türkiye’de mobil oyun kurulumları 2024’te küresel ortalamanın 12 katı hızında büyüdü; global pazar yüzde 1 büyürken Türkiye yüzde 12 büyüdü. 2025’in ilk yarısında oturum süreleri yüzde 12 artarken, global oran sadece yüzde 2’de kaldı. Bu fark tesadüf değil, yapısal bir avantaj.

Türkiye oyun sektörü 2025’te 1 milyar dolar eşiğini aşarak yüzde 25 büyüme kaydetti. Ama asıl dikkat çekici olan, gelirlerin yüzde 95’inin yurt dışından gelmesi: yani her kazanılan dolar, yüksek enflasyon ortamında ekonomiye giren yabancı döviz anlamına geliyor. Bu, oyun sektörünü Türkiye için stratejik bir ihracat endüstrisi hâline getiriyor.

Ekosistem derinliği de göz ardı edilemez. İstanbul, Londra’nın ardından Avrupa’nın ikinci büyük oyun geliştirme merkezi: 844 aktif stüdyo, 13 oyun odaklı girişim sermayesi fonu ve hükümetin onaylı reklam geri ödeme programları yüzde 50-60 seviyelerine ulaşıyorIMARC. Bu destek mekanizmaları Türk stüdyolarına global pazarda ciddi maliyet avantajı sağlıyor.

Başarı örnekleri de somut: Peak Games’in 2020’de 1,8 milyar dolara Zynga’ya satışı, ardından Dream Games’in 5 milyar dolar değerlemesi, son olarak Pixel Flow’un 1 milyar dolar değerlemesi Türkiye’nin artık sadece bir test pazarı değil, küresel ölçekte rekabet edebilen bir üretim merkezi olduğunu kanıtlıyor.

Adjust olarak bu dinamiği net görüyoruz: Türkiye’de işe yarayan bir UA stratejisi, retention modeli veya monetizasyon dengesi, genellikle diğer gelişmekte olan pazarlara da uyarlanabiliyor. Türkiye’de test ederek küresel sonuçlar çıkarmak mümkün. Bu da pazarı sadece bir hedef değil, stratejik bir Ar-Ge sahası hâline getiriyor.

2026’da mobil oyun dünyasında “süper uygulama” yaklaşımı oyun deneyimlerini nasıl dönüştürecek?

Süper uygulama kavramı Batı’da hala tartışılırken, WeChat ve Douyin sayesinde Asya’da çoktan olgunlaştı. 2026’da mobil oyun dünyası bu modeli içselleştiriyor ama kendine özgü bir versiyonuyla.

Geleneksel anlamda süper uygulama, tek bir platformdan her şeyi yapabilmek demekti: mesajlaşma, alışveriş, ödeme, içerik. Oyun dünyasındaki karşılığı ise farklı: Mobil oyunlar izole uygulamalardan çıkıp her zaman açık, sosyal odaklı ekosistemlere dönüşüyor. Oyuncuların nasıl oynadığı değil, nasıl katıldığı değişiyor. Oyun artık sadece bir içerik değil, bir platform.

Bu dönüşümün somut yansıması üç alanda görülüyor. Birincisi ekosistem entegrasyonu: Apple, yeni Games uygulamasıyla Arcade’i, sosyal özellikleri, arkadaş listelerini ve liderlik tablolarını tek bir çatı altında birleştiriyor konsol benzeri ama mobil rahatlığında kohezif bir deneyim yaratmaya çalışıyor. İkincisi creator entegrasyonu: TikTok ve Twitch’teki canlı yayın kültürü artık oyunun içine işliyor, stüdyolar paylaşılabilir anlar ve topluluk meydan okumaları için araçlar tasarlıyor. Üçüncüsü ise ticaret entegrasyonu: oyun içi mağazalar, D2C web platformları ve sosyal ticaret birleşerek tek bir gelir ekosistemine dönüşüyor.

Ama süper uygulama yaklaşımının gerçek gücü kullanıcı verisinde yatıyor. Tek bir ekosistemde oynayan, izleyen, satın alan ve sosyalleşen bir kullanıcının davranış profili, birden fazla uygulamaya dağılmış bir kullanıcıdan çok daha değerli. Oyun, e-ticaret, reklam, sosyal medya ve eğlencenin sınırları birbirine geçiyor. Bu alanları tek çatıda yönetebilen şirketler rekabette farklı bir seviyeye ulaşıyor. 

Türkiye bu trendin özellikle ilginç bir test alanı. Genç, mobil-first nüfus ve güçlü sosyal oyun kültürü, süper uygulama modelinin burada çok daha hızlı benimseneceğine işaret ediyor. Trendyol’un oyun ve eğlence entegrasyonlarına yönelmesi, bu iştahın ne kadar gerçek olduğunu gösteriyor.

Adjust olarak bu dönüşümün ölçüm tarafı bizi çok heyecanlandırıyor ve aynı zamanda zorluyor. Kullanıcı tek bir ekosistemde yaşarken, attribution giderek daha karmaşık hale geliyor. Ama bunu çözebilen stüdyolar, sadece daha iyi veri değil, gerçek bir rekabet avantajı elde ediyor.


Başak Zerman

Adjust Satış Direktörü META

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir